|
10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ |
|
İNSAN HAKLARI İnsan hakları kavramı, özgürlük, hak ve eşitlik kavramlarıyla yakından ilişkilidir. Özgürlük çok çeşitli tanımları olan bir sözcüktür. Her ideolojinin kendine göre bir özgürlük anlayışı vardır. Hak ise bir şeyi yapmak veya başkalarından belirli bir şekilde davranmayı veya bir şeyi yapmayı isteme yetkisidir. Bir diğer, "eksen" kavram olan eşitlikten ise, matematiksel eşitlik değil, hukuksal eşitlik kastedilmektedir. Bu üç kavramla yakın ilişkisi olan bir üst kavram niteliğindeki insan hakları ise, ülkelerin mevcut kamu özgürlükleri rejimlerinin üstünde, tarihsel gelişim sonucu siyasal meşruluğun en temel ölçütü haline gelmiş, tüm insanların salt insan olma vasfıyla sahip oldukları, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklerdir. İnsan hakları çeşitli şekilde sınıflandırılmaktadır. Bunlardan klasikleşen bir ayrım olan Jellinek'in ayrımına göre, negatif statü hakları (koruyucu haklar) pozitif statü hakları (isteme hakları) ve aktif statü hakları (katılma hakları) olarak üçe ayrılır. Ancak bu ayrımı kesin çizgilerle yapmamak gerekir. Çünkü özgürlükler bir monizm (teklik) gösterirler ve birbirleriyle yakın ilişkiler içindedirler. Ayrıca özgürlükler sürekli bir gelişme ve değişme (dinamizm) gösterir. İnsan hakları alanındaki teorik gelişmeyi Antik Yunan'a kadar götürmek mümkünse de, gerçek gelişme, ancak Rönesans ve Reform hareketlerinden sonra görülmüştür. İnsan hakları teorisinde en önemli filozoflar arasında, Locke, Montesquieu ve Rousseau'yu sayabiliriz. İnsan haklarının pozitif hukuka geçmesi İngiliz Hak Beyannameleri ile başlamakla birlikte, ilk kez anayasal bir belgede sistematik olarak sıralanması Virginia Anayasasının, Haklar Bildirisinde yapılmıştır. Bunu Amerikan Bağımsızlık Bildirisi izlemiştir. İnsan haklarının pozitif hukuka geçen en meşhur ve etkili belgesi ise Fransız İhtilalinin ilk beyannamesi olan "İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi"dir. Daha sonra insan hakları alanında sosyal ve ekonomik içerikli bazı gelişmeler olmuştur. İnsan haklarının uluslararası alana geçmesi ise 19. yüzyılda köle ticaretinin kaldırılması ve savaş hukukunun insancıl bir hale getirilmesi için yapılan uluslararası antlaşmalarla başlamış ve esas gelişme 20. Yüzyılda kaydedilmiştir. Özellikle İkinci Dünya Savaşının ardından oluşturulan Birleşmiş Milletler Örgütü ve onun kapsamında hazırlanan insan hakları metinleri çok önemlidir. Bunların başında 10 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen "İnsan Hakları Evrensel Bildirisi" gelmektedir. İkinci Dünya Savaşından sonra İnsan Haklarını uluslar arası güvenceye bağlamak için bölgesel bazı mekanizmalar da oluşmuştur. Bunlar arasında en önemlisi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin getirdiği sistemdir. Dr. Hüseyin Çetinalp Hasta Hakları İl Koordinatörü
|