Meme Kanseri Derneği’nin Düzenlemiş Olduğu Panel

 

 

   14.12.2006 tarihinde Konak Belediyesi Alsancak Kültür Merkezi Benal Nevzat Konferans Salonunda Memekander Meme Kanseri Derneği’nin düzenlemiş olduğu panele katıldık.

 MÜDÜRLÜĞÜMÜZ HASTA HAKLARI İL KOORDİNATÖRÜ DR.HÜSEYİN ÇETİNALP’İN PANELDE YAPTIĞI KONUŞMA METNİ

   Yaklaşık bir ay kadar önceydi. Dernek Başkanı Çiğdem Hanım büyük bir heyecan ve pozitif enerji ile Sağlık Müdürlüğüne gelmişti. Derneği çok sevdiği her halinden belliydi. O an için işini seven iki insan olarak karşılaştığımızı hemen fark ettim. Dolayısı ile bu nazik daveti hiç düşünmeden kabul ettim.  Her zaman kabul etmeye hazır olduğumu söylemek istiyorum. Ayrıca bu kadar güzel bir topluluğun önünde kendimi ifade etme şansını bana verdiği içinde minnettarlığımı belirtmek istiyorum.

   Buraya gelmeden önce bir şiir okudum. O şiir bugünün anlamına uygundu. Şiir şöyle başlıyordu. Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Sonra Memekander Meme Kanseri Derneği’nin anlamını düşündüm. Nesnesinde bir hastalık vardı. Öznesinde ise kadın vardı. Yani annelerimiz, kız kardeşlerimiz, vardı.

   Ben ele aldığı her konunun içinde bir duygu, bir romantizm bulmadan rahat edemeyen bir insanım. Dolayısı ile bu özne ve nesne ile oldukça ilgili olan birkaç satırı sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

Kadınlar her şeye ağlayabilir.

Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.

Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.

Teker teker batar iğneler yüreğine.
İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.

Yutkunamaz, nefes alamaz.

Çünkü o koca yumruk canını çok acıtır.

Gözleri buğulanır kadının sonra.

Ağlamayacağım, der içinden.

Ama engel olamaz işte.
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.

Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın.

İnce ince süzülür yaşlar gözünden.

Önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli.

Ve kadın ağlar. Hem de çok!

Zaman geçer sonra.

Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler.

Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.

Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.

Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.

O da kim, ne diye sormayın artık.

Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!

 

   Evet hasta hakları tamamen insan haklarıdır. İnsan haklarının bir branşıdır. Ağaç gövdesi insan hakları ise, bir dal kadın hakları, bir dal öğrenci hakları ve diğer bir dal ise hasta haklarıdır.

           

Belki bir gün en sevdiğimiz hasta olacak.

Belki bir gün en sevdiğimiz bir hastanede can çekişirken yanında olamayacağız.

Belki bir gün şehrin izbe bir köşesinde trafik kazası geçireceğiz.

Belki bir gün bir doktorun, bir hemşirenin gözlerinin içine bakıp, sevgi ve şefkat bekleyeceğiz.

Belki bir gün bir tatil beldesinde kalp krizi geçirip yere  yığılacağız.

İşte en azından bu nedenle hasta hakları olmalı.

    Hasta Hakları İzmir İl Koordinatörüyüm. Yaklaşık olarak 2 senedir hasta hakları ile ilgileniyorum. Aslında hasta hakları ile, bundan yıllar önce hiç fark anlamasam da etmesem de  onunla yıllar önce karşılaştığımı fark ettim.

   Üniversite 4. sınıf öğrencisi iken, dayımın kanser olduğunu öğrenip, onu ziyarete gittiğimde, öncelikle kanser olduğunu söylemek istememiştim. “Verem olmuşsun. Seni evde tedavi edeceğiz.”  demiştim. Ama o daha 1985’li yıllarda o hakkını şöyle anlatıyordu. “Hüseyin, bu benim hayatım. Bunu bilmek benim en doğal hakkım. Bilmeliyim ki, bundan sonra ki hayatımı ona göre planlayayım.” Evet aslında rahmetli dayım o an bana bilgi alma hakkını vurgulamıştı.

   4-5 yıl önce kızımı bir hastaneye alerji testi yaptırmak için gittiğimde yeniden hasta hakları ile karşılaşmış ve fark etmemiştim. Kollarına 30-40 alerji iğnesi yapılacak iken ben yanına girememiştim. Evet hasta hakları tamamen insan haklarıdır. İnsan haklarının bir branşıdır. Ağaç gövdesi insan hakları ise, bir dal kadın hakları, bir dal öğrenci hakları ve diğer bir dal ise hasta haklarıdır. Hasta hakları insan haklarının sağlık hizmetinde ki yansımasıdır. Evet aslında kızımın refakatçi bulundurma hakkı vardı ama ben farkında değildim.

   Bakın yıllarca hasta baktıktan sonra kanser olduğunu öğrenen doktor bayan anılarında hastalığı ile ne ifadeler kullanıyor.

“ Beni doktorlarım çok iyi tedavi ettiler. Cerrahlarım çok iyi ameliyat ettiler. Ancak burada bir eksik vardı. Kimse bana ne hissettiğimi sormadı. Çünkü biz bu eğitimi almıyorduk.”

Şimdi size farklı bir şey söylemek istiyorum. Aslında hasta hakları aslında aynı zamanda hekim ve sağlık çalışanı hakkıdır. Birincisi herkes bir gün hasta olacak ve bu haklara ihtiyaç gösterecek bir kavramdır. İkincisi hasta haklarına sahip çıkmak, etik davranan hekimler ile, davranmayan hekimlerin ayrımını sağlayacak bir kavramdır. Üçüncüsü hasta haklarına sahip çıkmak hekimlerin ve sağlık çalışanlarının çalışma şartlarını geliştirecek bir kavramdır. Çünkü hastalar temiz ve çağdaş bir sağlık tesisi istemektedirler.

İşte bu nedenlerden ötürü hekimler hasta haklarına sahip çıkmalıdır.

Aslında bir hastanın hakkını savunmanın, binlerce hasta varken ne önemi var diye düşünmek mümkündür. Ancak bir hikaye ile, konuya  başka bir pencereden bakarsak, bu düşünceyi değiştirmekte mümkündür.

Yaşlı bir adam, dalgalar ile sahile vuran binlerce deniz yıldızının hayatını kurtarmak için çabalıyor ve elinden geldiğince çok deniz yıldızını alıp denize, tekrar yaşama döndürmeye çalışıyordu. Yaşlı adamın  yanına gelen genç ise şöyle sesleniyordu. “Binlerce deniz yıldızı sahildeyken, birkaç tanesini denize atmanın ne anlamı var?” Yaşlı adam ise, hiç düşünmeden cevap veriyordu. “Denize, yaşama tekrar kavuşan yıldızlar için bunun çok büyük anlamı var.”

 Bazı hekim arkadaşlarımla konuştuğumuz zaman onlarda hastalarımız bizi saygı göstermiyor diyorlar. Ama hekimler olarak gösterdiğimiz sevgi kadar saygı göreceğimizi unutmamamız gerektiğini düşünüyorum.

 Hasta Haklarına ilk başladığım günlerde, televizyonda açık oturum seyrediyordum. Bir hekim arkadaşım şöyle diyordu. “Hekimler Tanrı tarafından hastalar için gönderilen kutsal varlıklardır.” Bu söze katılıyorum. Tabi ki hekimlerimiz değerlidir. Hekimlerimiz kıymetlidir. Ancak bu sözü birazda eksik buluyorum. “Hastalarımızda hekimlerimizin sevgi ve şefkatine muhtaç kutsal varlıklardır.” İşte şimdi bu sözün bir anlamı oldu diye düşünüyorum.

Hekim olarak bizden sevgi bekleyen, bilgi ve deneyimimizi onların acılarını sonlandırmak için sarf etmemizi isteyen hastalarımıza farklı bir pencereden bakmak istiyorum.

  Sert fırça darbeleri ile çizilen bir hayat tablosunda

Doğarken ağlayan

Biçare insanlar

Biziz

  Tablonun bir köşesinden küçük beyaz bir fırça ile beliren

Diğer köşeye doğru yol alırken büyük siyah bir fırça ile silinen

Çizildikçe solan

Umutsuz renkler

Biziz

  Sert fırça darbeleri ile çizilen bir hayat tablosunda

Giderken ağlatan

Fani vücutlar

Biziz

  Küçük beyaz fırçanın ilk darbesi ile beliren

Büyük siyah fırçanın son darbesine sonlanan

Aslında arz ettiğim biz aslında hepimiziz.

Derin saygılarımla arz ederim.

 

Başa Dön