|
Bir Gün Hasta Olacağımızı Unutmamak...
|
|
Hasta haklarının genel felsefesinin anlaşılması açısından “bir gün hasta olacağımızı unutmamak” önemlidir. Hiç unutmuyorum Yıllar önce Ankara sağlık müdürlüğü bünyesinde çalışanlara yönelik hizmet içi eğitimler düzenlenmekteydi. Bu eğitimlerden bir konu başlığı da stres ve stres yönetimi ile ilgiliydi. Bu konuyu anlatan doktor arkadaşım da beni Refik sende katılımcılara gevşeme teknikleri ile ilgili bölümü anlatırmısın diye teklifte bulunmuştu. Bende kabul ettim. Beraberce çok güzel ve etkili bir eğitim gerçekleştirdik. Kurs sonrası öğle arasında tüm katılımcılara ve bize ekmek arası ve kumanya dağıtıldı. Bende çok vaktim yok diyerek ekmek arası tavuğumu çantama atıp hemen çıktım. Akşama kadar çalıştıktan sonra eve gittim. Öğleden kalma tavuğu akşam akşam yedim. Sabaha doğru hafif bir ishal başladı. Öğleye doğru artık kontrol edilemez hale geldi. Eşimin de uyarısıyla bir hastaneye gittim. Yatış kararım verildi. O hastanede benim ismim B4 gibi bir numaraydı. Tüm çalışanlar bana B4 diye hitap ediyordu. -
-
-
-
Gerçektende B4 olmaktan çok rahatsız olmuştum. O ortamda kendimi bir makine gibi hissediyordum sanki bir araba firması yeni bir model üretmiş ve adına B4 koymuştu, ya da bir çamaşır makinesi firması B4 isimli narinleri daha narin yıkayan bir makine üretmişti de ben oydum. Sabahları servisin uzman doktorları ile asistanlar tek tek bizleri ziyaret ediyor ve bilgi alıyorlardı. Asistanlara sorulan “B4 bugün nasıl” sorusuna verilen B4 kötü benzeri cevaplar beni biraz daha yıkıyordu. Oysa ben şeker gibi bir adamdım. Tamam biraz yağ kaçırıyordum ama bir android muamelesi görmekte beni mutsuz ediyordu. Bu olayları yaşadıktan sonra aklıma şu fıkra geldi. Kadının birini hastaneye yatırmışlar. Uzman hekim tüm asistanları toplamış hasta hakkında eğitim amaçlı olarak asistanları bilgi vermekte. Bakın çocuklar. Hastanın suratı sapsarı, anlamsız bakışlar, avurtlar çökmüş ve çene ve burun sipsivri çıkmış yer yer yüzde renk değişiklikleri var. Bu ve benzeri bilgiler verirken artık hasta dayanamamış doktora demiş ki - Doktor doktor sanki sen dünya güzelisin. Fıkra olarak birçok kez dinlediğim bu olayın aslında hayatın ta kendisini olduğunu “hastaneye düşünce” anladım. Aslında B4 olmak en azından bir şekilde tanımlanmanız için fena değildi. Ğ3 olsa mesela daha kötü bir isim olabilirdi. B4 olmanın en büyük risklerinden biride benim değil kod numarama müdahale yapılması tedavi edilmesiydi. PROBLEM-1 Diyelim ki B4 ishal olduğu için her 15 dakikada bir tuvalete gitmektedir. (bu arada belirteyim niye bana özel bir yatak verilmedi hala anlamış değilim) B4 beş gün boyunca hastanede yatmıştır. gidip gelmekten yorulmuş ve uykusuz kalmıştır. O yorgunluk ve uykusuzluktan yanlışlıkla B7’nin yatağına yatmıştır. B7’de B4’ün haline acımış ve gariban biraz rahat etsin diye B7, B4’ün yatağına yatmıştır. B7 o sabah ameliyata gidecek B4 de ishal tedavisine devam edecektir. Sizce simdi B4 ve B7’nin son hali ne olur. Olayın daha anlaşılır hale gelmesi için formülleştirirsek; x=B4 y=B7 ise B7’nin x, B4’ün ise y olarak değiştirilmesi durumunda Soru-1: B4’ün hali ne olur? Soru-2: B7’ün hali ne olur? Soru-3: bu değişikliği yanlışlıkla yapan sağlık çalışanlarının durumu ne olur? Soru-4: B4 ve B7’nin bir ruhu varmıdır? Soru-5: Bu tür değişikliklerin olma ihtimali nedir? Yukarıdaki basit problemin ilk dört soruluk bir çok sağlık çalışanı çok ilginç cevaplar verebilir. Soru beşin cevabını ise ben verebilirim. Maalesef cevap evettir.[1] Bu hastanede yatırıldığımda çok ciddi bir rahatsızlığım yoktu ve bir haftalık tedaviden sonrada taburcu edildim. Ama B4 belki böyle basit bir hastalığı olmayıp beklide hayatının son anlarını yaşayan bir kişi de olabilirdi. Belki hayatta ona en son gülümseyecek olan kişi bir hemşire olabilirdi. Beklide B4’ün bu dünyadan mutlu ve huzurlu olarak ayrılmasını bu sağlık çalışanı da sağlayabilirdi. Bir öz eleştiri yapacak olursam Uzun yıllar sağlık hizmeti verirken kendimin de bu tür mekanik ve hastanın ruhu olabileceğini düşünen anlayış içinde olmadığımı gördüm. Hala unutamadım bir olayı genel anlayışı ortaya koymakta bir sakınca görmüyorum. Belki bu bahsedeceğim olayda kendi adıma bir af dileme olarak da algılanabilir. Yanlış hatırlamıyorsam 1996 yılıydı. Çalışmakta olduğum hastanede idari memur olarak nöbet tutmaktaydım. Hafta sonları bir çok işimizin yanında vefat eden çocukların ailelerine teslim edilmesi görevimiz vardı. Antalya Korkuteli’li genç bir anne babanın 2 yaşında bir çocukları vefat etmişti. Gelip bana başvurdular. Böyle bir durumda normal bir insanın vermesi gereken tepki en azından “başınız sağolsun, buyurun oturun, insan hayatında en büyük acılardan birisi de evlat acısıdır. Allah size sabır versin. Sizin acınızı bizim gerçekten anlamamız mümkün değil ama insanlar ve tıp bazen çaresizdir. Bazen yapacak hiçbir şeyimiz yoktur. Sabretmekten ve dua etmekten başka hiçbir şey yapamayız” gibi bir tepki olmalıyken ben hala unutamadığım bir soruyu sordum. “Resmi evraklarınız tamam mı, defin ruhsatınızı aldınız mı, cenazeyi koymak için tabutunuz var mı gibi soruları sordum” belki bu hatayı bir çok defa yapmıştım. Yaptığım bu hatayı da yıllar sonra kendim bir baba olduğum zaman anladım. Çocuklarımız hafif ateşlendiğinde sabahlara kadar uyumayıp başlarında beklerken o ailenin hayatta en değerli olan varlıklarını kaybetmişlerdi. Belki resmi görevim gereği bazı evraklarını sormam gerekiyordu ama bununda bir üslubu olmalıydı. Ben ailenin saygın bir şekilde hizmet alma hakkını gasb etmiştim ve ciddi bir hasta hakkı ihlali yapmıştım. Ardından aile birlikte morga gittik. Morgda birçok çocuğun cenazesi vardı. Ben yine tek tek rafları çekerek ailenin çocuğunu bulmaya çalışıyordum. En son buldum ve aile şunu söyledim. Çocuğunuza bir bakar mısınız? Bir karışıklık olmasın. Aslında söylemem gerekenin bu olmadığını yıllar sonra morgdan kayınpederimi teslim alırken anladım. En azından “çocuğunuzu görmek istermisiniz” olmalıydı. Genç anne ve baba çocuklarının kefenlerini açtılar baba bir tarafta tamamen yıkılmış hüngür hüngür ağlarken anne beş dakika kadar çocuğunun yüzünü izledi. Donmuştu. Ardından eğilerek çocuğunu öpmeye başladı. Uzun süre çocuğunun öptükten sonra kocasının kendisine dokunmasıyla ayrıldı. Genç anne baba hayatlarının baharında acıların en büyüğünü yaşamışlardı. Birbirlerine sarılarak perişan bir halde ağlamaya devam ettiler. Ben ise bir sağlık çalışanı olarak ne kadar duygusuz olduğumu, onların bir ruhu olabileceğini rutin işler arasında unutmuştum. Bizler hastalarımız için her şeyi her fedakarlığı yapmaya hazır bir meslek gurubu olmakla beraber maalesef bazen tedavinin tıbbi yönüne o kadar dalıyoruz ki hastanın ruh dünyasını, psikolojik durumunu, sosyal durumunu, rollerini (anne rolü, baba rolü, evlat rolü, torun rolü, eş rolü, kardeş rolü) unutuyoruz. Hasta haklarının temelinde sağlık çalışanlarını en çok ilgilendiren yönlerinden biriside bir gün kendisinin veya bir yakının hasta olacağının unutulmamasıdır. Bu konuda beni çok etkileyen bir olayla karşılaşmıştım. Hasta hakları şube müdürlüğü yaptığım bir dönemde doğu illerinde çalışan bir hekim meslektaşım bize bir başvuruda bulunmuştu. Başvurunun içeriği özetle; Bu mektubu yazarken bu başvurum sonucu hiçbir şey olmayacağını biliyorum. Çünkü olayın üzerinden tam iki yıl geçti. Ben hala yaşadığım bu olayın travmasını yaşıyorum. Neredeyse bu olayı hatırlamadığım gün yok diyebilirim. Her aklıma geldiğinde kendimi aşağılanmış hissediyorum. Bu yaşadığım olayı eşimle bile paylaşamadım. Çünkü bu olayla ilgili yaşadıklarımı ona anlatırsam çok kötü sonuçlar doğurabileceğini düşünüyorum. Bu olayı belki ben de çok büyütüyor olabilirim ama bir sağlık çalışanı olarak bir hekim olarak bunu kabullenemiyorum. Bu mektubu da sadece vicdanımı rahatlatmak en azından benden sonra anne olan birçok kadının yaşamaması için yazıyorum. ........... Tarihinde çalışmakta ilde doğum yaptım. Bu doğum esnasında insan haysiyet ve onuruna yakışmayacak bir şekilde mahremiyet ihlaline uğradım. Doğum salonunda ve kabul salonunda müdahale ile ilgili ilgisiz bir çok kişi vardı. Birçok hastaya olduğu gibi bana da çok kötü davranışlarda bulunuldu. Bunu içime sindiremiyorum. Lütfen hasta haklarına adına bunlara izin vermeyin. Bu başvuruyu aldıktan sonra neden hasta haklarına sağlık çalışanlarının sahip çıkması gerektiğini anladım. Hasta haklarını dünyada ilk defa savunan birçok sağlık çalışanını da bir kez daha saygıyla andım. İyi ki onlar yıllar önce hasta hakları ve meslek etiği adına inisiyatiflerini kullanıp bu günkü aşamaya getirmişler. Teşekkürler hasta hakları savunucusu hasta ve yakınları, teşekkürler hasta hakları savunucuları sağlık çalışanları.
|