BİZ TV BİZ BİZE PROGRAMINA KATILDIK

 

  

18.07.2007 ve 03.08.2007 tarihlerinde İzmir Hasta Hakları İl Koordinatörü Dr. Hüseyin ÇETİNALP Ulusal Biz TV’de Biz Bize isimli programa katılarak hasta haklarını anlatmıştır.

 

 Sağlık hizmeti yanlızca hastayı tedavi etmek değildir. Sağlık hizmeti içinde sevgi ve şefkat gibi insani değerler unutulmamalıdır. Hasta hakları da insani değerler ile birlikte tıp mesleğinin evrensel ahlaki kuralları şeklinde sağlık hizmeti içinde yerinde almaktadır.

  

 Küçük İtfaiyeci Hikayesi’nde olduğu gibi, son arzusu bir itfaiyeci olmak olan lösemili çocuğa, itfaiye müdürü küçük bir itfaiyeci elbisesi yaptırmış ve küçük çocuk son nefesini itfaiye erlerinin kucağında belki bir parça mutlu olarak vermiştir. Hastaların Tıbbi Özen Görme Hakkı vardır. Sonuç kaçınılmaz olsa bile onun acısını hafifletmek için gerekenler yapılmalıdır.

 

 Gazetede yer alan bir manşeti hatırlıyorum. “Kahvede Kafasına İnek Düştü.” “Arkamı Döndüm. İneği Ethem Amca’nın Kafasında Gördüm.” Akılda kalıcı bir yaklaşımla, Ethem Amca hastaneye gelsin. Orada bir danışma birimi olsun. Bu hastanede kafasına inek düşen hastalara bakılıp bakılmadığı, sosyal güvenlik kuruluşunun masraflarını karşılayıp karşılamayacağı konusunda bilgi istesin. Hatta hastanede yönlendirmeler olsun ki kafasına inek düşen hastalar polikliniğini kolaylıkla bulabilsin.İşte bu Bilgi İsteme Hakkıdır. 

 

 Üniversite öğrencisiydim. Dayımın akciğer kanseri olduğunu öğrenmiştim. Ama bir türlü söyleyemiyordum. Dayım hayatın onun hayatı olduğunu ve bilmesi gereken ilk insanın kendisi olduğunu söylemişti. Bende akciğer kanseri olduğunu söylemek zorunda kalmıştım. Ama yediği yemeğin boğazına dizildiğini dün gibi hatırlıyorum. Bu Bilgi İsteme Hakkı’dır. Ancak bilgi vermenin de bir usulü vardır. Hastanın ruhu durumuna uygun olarak, açık ifadeler ile, bir tereddütte yol açmayacak şekilde olmalıdır. Belki Bilgi İsteme Hakkı’nı kullandırtmıştım. Ama Bilgi Vermemin Usulü yanlıştı.

 

 

Babam By-Pass Ameliyatı olacaktı. Ameliyathane’ye götürülmeden bir sakinleştirici yapıldı. Adamcağız elini kolunu bile kıpırdatamayacak haldeydi. Bir form imzalatıldı. Formda ameliyat hakkında bilgiler vardı. Hastaların tıbbi girişimlerden önce bilgilendirilme ve onayının alınması gereklidir. Bu şeklen belki doğruydu. Ama içerik olarak yanlıştı. İşte bu Rıza Hakkı’dır.

 

 

Kızım 6 yaşındaydı ve bir alerji testi yapılacaktı. Her koluna 15-20 iğne yapılması gerekliydi. Meslektaşım hekim olduğumu bildiği halde beni içeriye almamıştı. Düşünün ne yapılacağını, neden orada olduğunu ve neden bir adamın koluna o kadar iğne batıracağını tam olarak algılayamayacak yaşta  kızım babasının yanında olması güvenini yaşayamamıştı. Belki o anda hayata ve insanlara olan güveni sarsılmıştı. Hastaların tıbbi bir sakınca yoksa  ve istiyorlarsa yanlarında refakatçi bulunması gereklidir. Refakatçi Bulundurma Hakkı diyoruz.

  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hastalar arzu ederlerse bilgi almayabilirler. “Doktor Bey size güveniyorum. Tedavinizi yapın ama bana hastalığımı söylemeyin.” diyebilirler. “ Doktor Bey eşim kalp hastasıdır. Hastalığımın ciddi olduğunu öğrenince çok üzülecek ve tekrar kalp krizi geçirmesinden korkuyorum. Lütfen ona bilgi vermeyin.” İşte bu Bilgi Yasaklama Hakkı’dır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Son günlerde ünlülerin yoğun bakımdaki resimlerinin medyada yayınlandığını görüyoruz. Sağlık hizmeti sunumu esnasında edinilen hiçbir bilginin açılanamaması söz konusudur. Biz buna Mahremiyet Hakkı diyoruz. Hatta ölüm olayı bile mahremiyet hakkını ortadan kaldırmıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kanser hastası bir doktor bayan anılarında doktorlarının kendisini çok iyi tedavi ettiğini söylüyor. “Ancak burada bir eksik vardı. Kimse bana kendimi nasıl hissettiğimi sormadı.” Sonuçta hepimiz insanız ve gün gelince bu insani haklara hepimizin ihtiyacı olacaktır. Dolayısı ile hasta hakları hepimizin hakkıdır.

 

Başa Dön