HASTA HAKLARINA BAKIŞ

 

 

Hasta hakları denilince meslektaşlarımızdan gelen ilk tepki, hekimler ve hastaların aynı amaca ulaşmak için çaba sarf eden, hekimlerin yıllar boyu hastaların dertlerine deva bulmak, acılarına çare olmak için eğitim gören ve yemin eden kişiler olduklarını unutarak hekim haklarının varlığını sorgulamalarıdır.

Hasta haklarının olmasının hekim haklarını yok sayacağı gibi bir düşünce bakmakla görmek arasındaki fark kadar derindir. Hakkın kişinin yetki alanı olduğu kavramından yola çıkarsak, zaten hak sınırlı bir alana yayılmaktadır. Bir kişiye verilmiş haklar onun özgürlük, hareket alanını oluşturmakta ve sınırların bittiği çizgide bir başka kişiye ait haklar başlamaktadır. Dolayısı ile tanınan hakları sınırsız olarak algılamak ve meslektaşlarımızın haklarına engel olacağını düşünmek çok büyük bir yanılgı olacaktır.

Hasta hakları insan haklarının sağlık hizmetindeki yansımasıdır. Hasta olan, sağlık hizmeti alma gereksinimi olan kişilere ait haklardır. Hasta hakları denilince hasta olan insanlara ait haklar söz konusu olmakta ve bu haklarda hiçbir şekilde insanlar arasında ayrım yapılmamaktadır. Hasta haklarına sahip olma konusunda hastalar, hasta yakınları ile sağlık çalışanları arasında bir fark bulunmamaktadır. Unutulmaması gereken nokta hekimlerinde bir gün hasta olacağı ve bu haklara gereksinim göstereceğidir. Bu nedenle hasta haklarına sahip çıkmak hekimlerin kişisel sorumluluğudur. Hekimlerin anneleri, babaları, çocukları da bir gün insani değerlere saygının ve tıbbi özenin referans alındığı sağlık hizmetine gereksinim duyacaktır. Bu nedenle hasta haklarını geliştirmek hekimlerin ailesel sorumluluğudur. 

Hasta hakları 2500 yıl önce ortaya atılmış hasta odaklı yaklaşımdır. Hipokrat Andı’nda hekimlik sanatın vicdani buyruklar doğrultusunda dikkat ve özenle yerine getirilmesi,din, milliyet, ırk, siyasi eğilim yada toplumsal sınıf ayrımlarının hekimlik görevi ile hasta arasına girmesine izin verilmemesi, insan hayatına kesinlikle saygı gösterilmesi ilkeleri bulunmaktadır. Bu nedenle hasta haklarını uygulamak hekimlerin tarihsel sorumluluğudur.

Hasta haklarının savunuculuğu tarih boyunca hekimler tarafından yapılmıştır. Hasta hakları tarihsel gelişimini tıp etiği temelinde göstermiş olup, tıp etiğinin kabul ettiği hastaya bilgi verme, hastanın rızasını alma, hastanın insani değerlerine saygı gösterme, hastaya tıbbi özen gösterme ilkeleri hasta hakları ile bire bir aynıdır. Hasta hakları tıp etiğidir. Tıp etiği hasta haklarıdır. Hasta haklarını kabul etmeme şeklinde bir yaklaşım etik dışı çalışmayı kabullenmenin göstergesidir. Hasta haklarının varlığı etik kurallar içinde çalışan ve çalışmayanları ayrıt etmeyi sağlayacak referans durumundadır. Hasta hakları savunucusu olmak hekimlerin etik, evrensel ahlaki sorumluluğudur.

Hasta hakları hem uluslar arası mevzuat ile, hem de ulusal mevzuat ile teminat altına alınmış haklardır. Hasta hakları ulusal mevzuatla korunduğu kadar uluslar arası mevzuat ile de korunmaktadır. Dolayısı ile hasta haklarına uymak hekimlerin yasal sorumluluğudur.

Aslında fark edilmeyen ve üzerinde durulmayan önemli bir konu hekimlerin hasta haklarının varlığı dolayısı ile hastalardan daha kazançlı  durumda olmasıdır. Hekimler hem hekim haklarına sahip, hem de hasta olma potansiyeline sahip ve yakınları hasta olma potansiyeli taşıyan insanlar olarak hasta haklarına sahiptir. Bu hekimler adına bir kazançtır. Hasta haklarının varlığı dolayısı ile etik dışı çalışanların sistem içinde etkisiz hale getirilecek olması hekimlerin saygınlığını arttıracak bir süreçtir. Bu da hekimlik mesleği için bir kazanç olacaktır.

Hekimlerin hasta hakları konusunda ki kişisel, ailevi, tarihi, etik ve yasal sorumlulukları göz önüne alındığında ve hasta haklarının hekimlere kazandıracağı saygınlık ele alındığında hasta haklarının olmasının gereği, vazgeçilmezliği çok daha iyi anlaşılmaktadır.

  Dr.Hüseyin ÇETİNALP

Başa Dön