|
TOPRAK ve İNSAN
|
|
Çin atasözü bir gün mutlu olmak için yemenin içmenin, bir hafta mutlu olmak için tatil yapmanın, bir ay mutlu olmak için evlenmenin, ömür boyu mutlu olmak için toprakla ve ömür boyu mutsuz olmak için insanlarla ilgilenmenin gerektiğini söylemektedir. Bu sözün özünde insani ilişkilerin güçlüğü vurgulanmaktadır. 2007 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan araştırmada en depresyona neden olan meslek grupları olarak, birebir insan ile ilişkilerini içeren ahçılık, barmenlik ve hekimlik sıra ile en önde yeralmıştır. Aynı araştırma en az depresyona neden olan meslek grupları olarak, birebir insan ile ilişkilerini içermeyen inşaat mühendisliği, makine mühendisliği en ön sırada yer almıştır. Bu araştırmanın özü de insani ilişkilerin güçlüğünü vurgulamaktadır. Sessiz, sakin bir şekilde ona verileni bekleyen, ihtiyacından fazlasını talep etmeyen ve ona verilen kadar ürün sunan toprakla ilgilenmek kuşkusuz daha kolay gözükmektedir. En kısa sürede verilecek hizmeti bekleyen, kendisine sunulacak hizmetten en üst düzeyde memnun olmayı talep eden insanlarla ilgilenmek ise, kolay gözükmemektedir. Merak içinde olan, güvenmek isteyen ve sağlığına yeniden kavuşmayı bekleyen hastalar ile ilgilenmek ise, hiç kolay gözükmemektedir. Sağlık hizmeti veren meslek gruplarının işlerinin bu anlamda zorluğunu göz ardı etmek mümkün değildir. Çin atasözü toprak ve insanı karşılaştırmaktadır. Bu karşılaştırmayı fikirsel olarak geliştirmek olasıdır. İnsan ve toprak karakterleri itibari ile birbirinin zıttıdır. Toprak huzurludur. Toprak sessizdir. Toprak sakindir. Toprakla ilgilenmenin getirdiği mutluluğun temeli budur. Her insan toprağa ait karakterin, bir parça da olsa, zıtlıklarını barındırmaktadır. İnsanlarla ilgilenmenin getirdiği mutsuzluğun nedeni budur. Toprağın insanla, insanın toprakla zıt düşmeyen kaderi de vardır. Yağmursuz kalan toprak önce kurur, sonra çatlaklar belirir üzerinde, zamanla yarıklara dönüşür. Toprak belki endişelenmeye başlar. Toprak belki ağlamaya başlar. Toprak belki telaşlanmaya başlar. Kısa bir süre sonra katı bir taş yığınına dönüşecektir. Toprak hastalanmıştır. Rahatsızlanan insan önce solar, sonra bir donukluk belirir gözlerinde, zamanla çaresizliğe dönüşür. İnsan endişelenmeye başlar. İnsan ağlamaya başlar. İnsan telaşlanmaya başlar. İnsan korkmaya başlar. Kısa bir süre sonra katı bir toprak yığınına dönüşecektir. İnsan hastalanmıştır. Hayat, hedef mutluluk olarak ele alındığında, görünen mutsuzluklar içinde mutluluğu yakalayabilme sanatı olarak tanımlanabilir. Hayat, hedef zorlukları yenmek olarak ele alındığında, zorluklarla başa çıkma sanatı olarak anlatılabilir. Hayat, hedef insanlığa faydalı olma sanatı olarak ele alındığında, insana hizmet etme sanatı olarak ifade edilebilir. Sağlık hizmeti veren meslek gruplarının bu noktada çok ayrıcalıklı olduğu kesindir. Bu bakış açısı ile, yardım bekleyen, güvenmek isteyen, tedirginlik ve korku içinde olan insanlara, hastalara, tüm zorluklara rağmen hizmet etmek mutluluk kaynağı olarak değerlendirilebilirse, sağlık çalışanı olmanın ayrıcalığını hissetmek mümkün olacaktır. Dr. Hüseyin ÇETİNALP
|